Estikce.. Hayata Dair..

19.1.2007 - Son Yaprak

Kategori: Hayata Dair

Ülkenin batısındaki küçük bir mahallenin bir sokağının
neredeyse tamamı ressamlardan oluşmaktaydı. Bu mahallede, üç katlı bodur
bir tuğla yığınının tepesinde iki kız arkadaşın stüdyoları
bulunmaktaydı.
Alt katlarında ise yaşlı bir ressam otururdu.

Günlerden bir gün kız arkadaşlardan biri zatürree hastalığına
yakalandı.
Genç kız günden güne eriyordu. Bir gün, arkadaşı resim yaparken
o da yatağında pencereden dışarı bakıyor ve sayıyordu...

Geriye doğru sayıyordu; "Oniki" dedi, biraz sonra da "onbir";
arkasindan
"on", sonra "dokuz"; daha sonra, hemen birbiri ardina "sekiz"
ve "yedi".
Arkadaşı merakla dışarı baktı. Sayılacak ne vardı acaba?
Görünürde sadece kasvetli, bomboş bir avlu ile altı yedi metre
ötedeki
tuğla evin çıplak duvarı vardı. Budaklı köklerinden
çürümüş,
yaşlı mı yaşlı bir asma, tuğla duvarın yarı boyuna kadar
tırmanmıştı.

Dönüp arkadaışna "Neyin var?" diye sordu. Hasta kız fısıltı
halinde"
altı" dedi.
"Artık hızla düşüyorlar. Üç gün önce neredeyse yüz tane
vardı.
Saymaktan başıma ağrı giriyordu. Ama şimdi kolaylaştı.
İşte biri daha gitti. Topu topu beş tane kaldı şimdi."
"Beş tane ne?" diye sordu arkadaşı. "Yapraklar, asmanın
yaprakları.
Sonuncusu da düşünce, ben de mutlaka gideceğim. Hissediyorum bunu."

Arkadaşı ona saçmalamamasını söyleyip içmesi için çorba
götürdü.
Fakat o: "İşte bir tanesi daha gidiyor. Hayır, çorba filan
istemiyorum.
Bununla geriye dört tane kaldı. Hava kararmadan sonuncusunun da
düştüğünü
görmek istiyorum.. Ondan sonra ben de gidecegim." diyerek cevap verdi.

Genç kız uykuya daldığında arkadaşı da alt katta ki yaşlı
ressama
ziyarete gitti. Bu sırada yaprak olayını da anlattı yaşlı adama.
Yukarı çıktığında arkadaşı uyuyordu. Ertesi sabah hasta kız
hemen
arkadaşına perdeyi açmasını söyledi. Ama hayret! Hiç
bitmeyecekmiş
gibi gelen upuzun gece boyunca aralıksız yağan yağmur ve şiddetle
esen
rüzgârdan sonra, bir asma yaprağı hâlâ yerinde duruyordu.

Sapına yakın tarafları hâlâ koyu yeşil kalmakla birlikte, testere
ağzı gibi
tırtıllı kenarlarına ölümün ve çürümenin sarı rengi gelmiş
olan
yaprak,
yerden altı yedi metre yükseklikteki bir dala yiğitçe asılmış
duruyordu.

"Bu sonuncusu" dedi hasta kız."Geceleyin mutlaka düşer diye
düşünmüştüm.
Rüzgârı duydum. Bugün düşecektir, o düştüğü an ben de
öleceğim."
Ağır ağır geçen gün sona erdiğinde onlar, alacakaranlıkta bile,
asma
yaprağının duvarın önünde sapına tutunmakta olduğunu
görebiliyorlardı.

Derken şiddetli yağmur tekrar başladı. Hava yeteri kadar
aydınlanır
aydınlanmaz, genç kız hemen perdenin açılmasını istedi. Asma
yaprağı
hâlâ yerindeydi. Genç kız, yattığı yerden uzun uzun yaprağı
seyretti.
Sonra
arkadaşına seslendi. "Münasebetsizlik ettim. Benim ne kötü bir
insan
olduğumu göstermek istercesine, bir kuvvet o son yaprağı orada
tuttu.

Ölümü istemek günahtır. Şimdi biraz bana çorba verebilirsin."
dedi.
Akşamüstü gelen doktor ayrılırken; şimdi alt kattaki bir hastaya
bakmam gerekiyor. Yaşlı bir ressammış sanırım. O da zatürree.
Yaşlı adamcağız çok ağır bir durumda, kurtulma umudu yok ama
daha rahat eder diye bugün hastaneye kaldırılıyor dedi.

Ertesi gün doktor : "Tehlikeyi atlattınız, siz kazandınız." dedi.
O gün öğleden sonra arkadaşı artık iyileşmiş olan arkadaşına
alt
kattaki
yaşlı adamı anlattı. Yaşlı adam iki gün hastanede yattıktan
sonra
ölmüş.

Hastalandığı günün sabahı kapıcı onu, odasında sancıdan
kıvranırken
bulmuş. Pabuçları, elbisesi baştan aşağı sırılsıklam, her
yanı buz
gibi bir
haldeymiş. Öyle korkunç bir gecede nereye çıktığına akıl sır
erdirememişti
kimse. Sonra, hâlâ yanık duran bir gemici feneri, yerinden
sürüklene
sürüklene çıkarılmış bir portatif merdiven, bir de üstünde
birbirine
karışmış sarı, yeşil boyalarla bir palet ve sağa sola
saçılmış bir
kaç fırça
bulmuşlar. O zaman o son yaprağın sırrı da çözüldü. Rüzgâr
estiği
zaman
bile yerinden oynamayan yaprak, yaşlı ressamın şaheseriydi. Yaşlı
adam,
son yaprağın düştüğü gece oraya bir yaprak resmi yapıp
yapıştırmıştı.

Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19.12.2006 - Başarısızlık

Kategori: Hayata Dair

Yaşam, bana bir şeyler mi anlatmak istiyorsun?
Çünkü...

Başarısızlık, ben bir başarısızım demek değildir;
Henüz başaramadım demektir.

Başarısızlık, ben hiçbir şey gerçekleştiremedim demek değildir;
Bir şeyler öğrendim demektir.

Başarısızlık, aptallaştım demek değildir;
Deneyerek yaşamak için gerekli inanca sahibim demektir.

Başarısızlık, ümitsizliğe kapıldım demek değildir;
Deneme cesaretini gösterdim demektir.

Başarısızlık, istediklerime sahip olamayacağım demek değildir;
Değişik tarzda bir şeyler yapmalıyım demektir.

Başarısızlık, ben aşağılığım demek değildir;
Mükemmel değilim demektir.

Başarısızlık, zamanımı boşa harcadım demek değildir;
Yeniden başlamak için bir nedenim var demektir.

Başarısızlık, vazgeçmeliyim demek değildir;
Daha sıkı çalışmalıyım demektir.

Başarısızlık, asla başaramayacağım demek değildir;
Daha sabırlı olmalıyım demektir.

Başarısızlık, benden ümidini kestin demek değildir;
Bir bildiğin var demektir.

John C. Maxwell

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19.12.2006 - Beklemeyin

Kategori: Hayata Dair

 Nazik olmak için
bir gülümseme beklemeyin

Sevmek için
sevilmeyi beklemeyin

Bir arkadaşın değerini anlamak için
yalnız kalmayı beklemeyin

Çalışmaya başlamak için
en iyi işi beklemeyin

Öğütleri hatırlamak için
düşmeyi beklemeyin

Dua'ya inanmak için
acıları beklemeyin

Yardım edebilmek için
zamanınız olmasını beklemeyin

Özür dilemek için
diğerinin acı çekmesini beklemeyin
Ne de barışmak için ayrılığı

Beklemeyin çünkü
ne kadar zamanınız var bilmiyorsunuz.

Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19.12.2006 - Kazanan ve Kaybeden

Kategori: Hayata Dair

 Kazanan her zaman çözümün bir parçasıdır, 
Kaybeden her zaman problemin bir parçasıdır  

Kazananın her zaman bir programı vardır, 
Kaybedenin her zaman bir özürü vardır 

Kazanan "Bu işi senin için yaparım" der, 
Kaybeden "Benim işim değil ki" der 

Kazanan her sorunda bir çözüm görür, 
Kaybeden her çözümde bir sorun görür 

Kazanan "Uzak ama yolu biliyorum" der, 
Kaybeden "Yakın ama yolu bilmiyorum" der 

Kazanan çakılların yanındaki çimeni görür, 
Kaybeden çimenin yanındaki çakılları görür 

Kazanan "Zor olabilir ama mümkün" der, 
Kaybeden "Mümkün ama çok zor" der 

Kazanan konuşmak yerine yapar, 
Kaybeden yapmak yerine konuşur 

Kazanan ağlamak yerine çalışır, 
Kaybeden çalışmak yerine ağlar 

Kazanan beynini çalıştırır, 
Kaybeden çenesini ...

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19.12.2006 - Xsentos'tan

Kategori: Hayata Dair

 Gürültünün patırtının ortasında sükunetle dolaş;
sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma.

Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe,
herkesle dost olmaya çalış.

Sana bir kötülük yapıldığında,
verebileceğin en iyi karşılık, unutmak olsun.

Bağışla ve unut.
Ama kimseye teslim olma.

Seveceğin bir iş seçersen,
hayatın boyunca bir an bile çalışmış sayılmaz ve yorulmazsın.
İşini öyle seveceksin ki,
başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken,
verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.

Aşka burun kıvırma sakın.
O çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir.
O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için,
her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.

Kaybetmeyi, ahlaksızca bir kazanca tercih et.
Bazı idealler o kadar değerlidir ki,
o yolda mağlup olman bile zafer sayılır.

Görmeye çalış ki bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen,
dünya yine de insanoğlunun yegane mekanıdır.
(Bu yazı milattan önce 900 yılında Xsentos'ta yazılmış bir mağara grafittisinden alınmıştır. Yazı Cem Özer'in "Acem'i Yazılar kitabının 79-80. sayfalarında yer almaktadır. Kitap Parantez Yayınları tarafından yayınlanmıştır.)

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19.12.2006 - Korku

Kategori: Hayata Dair

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.

Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.

Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.

Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.

Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.

Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.

Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermediği için.

Ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.

Ve yaşamaktan korkuyor, kendisi için değil, başkalarına göre yaşadığı için.

 

William Shakespeare

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19.12.2006 - Hayat Böyledir İşte

Kategori: Hayata Dair

Adamın biri, bir çocuğa bir elma vermiş.
Çocuk çok sevinmiş.
Bir elma daha vermiş.
Çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince;
çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verince,
çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş,
sonuncusunu düşürmüş yere...
Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk.

Hayat böyledir işte...

Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra,
onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.

"Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan"


Bernard Shaw

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30.11.2006 - Eskiden

Kategori: Hayata Dair

Çember çevrilir, 
Su musluktan içilir, 
Ağaçlara tırmanılırdı. 
Bebekler bezden, 
Silahlar tahtadan, 
Resimler kömür karasından yapılırdı. 
Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin 
İsimleri konulur, 
Saatli maarif okunurdu. 
Komşuda pişen 
Bize... 
Bizde pişen komşuya düşerdi. 
Geceler ayaz, 
Sokaklar karanlık, 
Yıldızlar parlak olurdu. 
Turşu, salça, mantı 
Evde yapılır, 
Karpuz kuyuda soğutulurdu. 
Erik ağacının çiçeği, 
Pencere camımıza yaslanır, 
Güz yaprakları bahçemize düşerdi. 
Kardan adam yapılır, 
Evlerde soba yakılır, 
Kış gecelerinde masal anlatılırdı. 
Merdiven çıkılır, 
Aidat ödenmez,
Yönetici seçilmezdi. 
Evler badanalı, 
Sokaklar lambasız, 
Mahalleler bekçili olurdu. 
Ajans radyodan dinlenir, 
Çizgi roman okunur, 
Defterlere kenar süsü yapılırdı. 

Hayat, 
Arkası yarın gibiydi, 
Kesintisizdi. 
Her gün yaşanacak bir şey vardı. 
Herkes kendi düşünü kurar, 
Kendi hayatını oynardı. 
 
ŞİMDİ 
Şimdi, 
Herkes 
Yoğun, 
Yorgun 
Ve 
Tek başına...

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31.10.2006 - Öncesi Sonrası

Kategori: Hayata Dair

Önce; seninle rüyada gibiyim
Sonra; bu evlilik tam bir kabus

Önce; brovni,expreso
Sonra; kraker,çay,simit,ayran

Önce; boğazda balık,Etilerde ıstakoz
Sonra; evde hamsi buğulama,balkonda mangal

Önce; para su gibi akar
Sonra; damlaya damlaya göl olur / musluklar kesilir

Önce; aşkın gözü kördür
Sonra; kocam kör,karım nankör

Önce; nefes kesicisin
Sonra; yeter artık boğma beni

Önce; fısıldanan aşk şiirleri
Sonra; gürültülü, kahkahalı müstehcen aşk şarkıları

Önce; mırıldanan romantik melodiler
Sonra; hiç kısılmayan televizyon sesi

Önce; tutkulu cumartesi gecesi ateşi
Sonra; bol küfürlü pazartesi futbol geceleri

Önce; durma aşkım
Sonra; yine başlama lütfen

Önce; saten çarşaf, kuş tüyü yastık
Sonra; kanape, yastık, battaniye. Dahası ''çekme şu yorganı''

Önce ; senin için herşeyi yaparım
Sonra; bari salatayı sen yapıver...


:)

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14.10.2006 - Beklemeyin

Kategori: Hayata Dair

Nazik olmak için, bir gülümseme beklemeyin.
Sevmek için sevilmeyi beklemeyin.
Bir arkadaşin değerini anlamak için, yalniz kalmayi beklemeyin.
Çalişmaya başlamak için, en iyi işi beklemeyin.
Öğütleri hatirlamak için, düşmeyi beklemeyin.
Duaya inanmak için, acilari beklemeyin
Yardim edebilmek için, zamaniniz olmasini beklemeyin
Özür dilemek için, diğerinin aci çekmesini beklemeyin.
Barişmak için, ayriliği beklemeyin,
Çünkü ne kadar vaktimiz var bilmiyorsunuz...

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

biraz öğüt, biraz deneyim, biraz merak, biraz espri, belki bir tutam da sevgi, hepsinden az biraz :)

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
RSSkutu
rastgele Blog
JAWUSSJAN

Kategoriler




Arkadaşlarım

zeze
bengisuyum
siyah
joone
visne
asmakilit
milkboy
martisimit
shekkercik
minerva
turkiyem
batumania
ufoyatasatancocuk
anubiss
bibis
karacocuk
bulentcaka1
13temmuz
iceeyes
kleopatra81
ufoyatasatancocuk2
fundam1984
crybaby
herneyse
superisimunuk
gizablog